KONUYU OKU
ARAŞTIRMALAR (GÜNCEL KONULAR)
78. MÜMİNLER NEDEN AKTİF OLMALIDIRLAR

AKTİFLİK BİLİNCİ

 

Peygamberimizin hayatına yakından baktığımızda; 

Bir yandan vahiy geliyor, bir yandan tebliğ yapıyor.

Bir yandan gelen saldırılara karşı tedbir alıyor, gerekirse son çare olarak da savaşıyor.

Bir yandan yakınlarının ölümünden dolayı hüzün yaşıyor.

Bir yandan ailesini eğitiyor.

Bir yandan devlet başkanlarına elçiler, kabilelere de tebliğciler gönderiyor, diğer yönden gelen elçilerle ilgileniyor.

Bir yanda Suffa’da âlimler yetiştiriyor.

Bir yandan zenginlerden zekât toplatıp fakirlere dağıttırıyor.

Tüm bu davranışlarıyla peygamberimizi son nefesine kadar bir aktiflik içinde olduğunu görüyoruz.

Peygamberimizdeki bu aktifliği ve fedakârlığı gören örnek alan sahabeler de İslam'a kendilerini adayarak aynı azim ve aynı şevkle dünyanın çeşitli yerlerine İslam'ı kahramanca taşıdılar.

Bu güzel zaferler ve nice verimli yıllardan sonra ne zaman ki Hint ve Yunan mistisizminden tercümeler yapılmaya başlandı, “bana bir hırka ve bir lokma yeter” fikri infaktan sonraya alınacakken hayatın önüne alınmasıyla İslam coğrafyasında miskinlik, yokluk ve cehalet yayılmaya başladı ve birçok ülke haçlıların cirit attığı ve sömürdüğü arka bahçesi haline geldi.

Yüzde bir hırka ve yüzde bir lokmadan geri kalan yüzde 99 hırkalar ve yüzde 99 lokmalar Budistlere, Siyonistlere, Haçlılara ve Materyalistlere kaldı.

Günümüzde tüm İslam coğrafyasının ekonomik gücü bir Almanya'yı bile aşamayışı, Maide 54- …Onlar kâfirlere karşı son derce şahsiyetli ve onurludurlar… ayetine rağmen sürekli IMF’ ten borç almaları utanılacak bir durumdur. Hâlbuki ümmet ruhu yalnız kardeşliği değil eğitim, öğretim, teknik,  ekonomik ve kültürel tüm yönleri kapsadığı için evrensel düzeyde bir canlılık gerekmektedir. Ayrıca;

 

Kasas 77- Allah’ın sana verdiği mal ile ahiret yurdunu (cenneti) iste (servetini hayır yoluna harca). Dünyadan nasibini de unutma (ihtiyacın kadar sakla). Allah, sana ihsan ettiği gibi sen de (Allah’ın kullarına) ihsan et. Yeryüzünde fesat arama çünkü Allah fesat çıkaranları sevmez.

 

Müminun 4- Onlar ki zekât vermek için çalışırlar.

 

Bakara 193- Fitneden eser kalmayıncaya ve din de yalnız Allah’ın oluncaya kadar (ibadet yalnız Allah için oluncaya kadar) o müşriklerle savaşın. Vazgeçerlerse artık düşmanlık ancak zalimlere karşıdır.

 

Not: Yukarıdaki ayetleri içine sindirenlerin pasif kalmaması mümkün değildir.

 

Bu konuda Hz. Ömer, sürekli cami bahçesinde oturanlara “niçin hep böyle boş oturuyorsunuz?” deyince onlar da “biz tevekkül ehliyiz” demişlerdi. Hz. Ömer de onlara “gereği gibi çalışmadan tevekkül olmaz. Siz bu halinizle hazır yiyicilersiniz” diyerek onları çalışmaya teşvik etmiştir.

Bu konuda yine tarihe bakarsak toplumlar vasıfsız nüfus çokluğuyla değil kültürlü, aktif ve çalışkan insanların çoğalmasıyla başarılı olmuşlardır. Bir de hayvanlar âlemine bakarsak bir aslan bile iyi koşarsa taze ete ulaşabiliyor yoksa diğer hayvanların artığıyla geçiniyor. Bir ceylan da aslandan hızlı koşarsa yaşama hakkı kazanabiliyor yoksa o da yem oluyor. Yine madeni çok ama halkı geri bırakılmış ülkeleri de emperyalist güçler çeşitli bahanelerle işgal edip haraca bağlıyorlar. Artık orada insan hakları da, şerefleri de ayaklar altına alınıyor.

Allah, her şeyi kullarının hizmetine vermiştir. İlahi yasa gereği rüzgâr esmezse yaprakların hareket etmediği gibi İnsanlar da, hayvanlar da hareketli olmadıkça istedikleri yiyecek ve içeceklerine ulaşamıyorlar.

Allah'ın izniyle aydınlık yarınlara ulaşmak isteyenlerin de mutlaka rahatlarına kıymaları gerekiyor. Rahatına düşkün olanlar ise kendi önlerine engeller örmektedirler. En maharetli kaptanları bile çok şiddetli fırtınalarda yetiştiği gibi en güçlü insanlar da zorlukların üstesinden gelerek yetişirler.

Hareketsiz bir hayat ölü hükmündedir. Çünkü hayat, su gibi akıyor. Bir suda iki kere yıkanamazsınız. Çünkü suyun her damlası farklı anlarda akıp gitmiştir.

Daima kazançlı olmak isteyen insana Asr suresinde iman, salih amel, iyiliği,  hakkı ve sabrı yaşayan ve tavsiye edenlerden olması isteniyor. Yine bunlar için aktiflik ve dakiklik gerektirmektedir.

Bir bataklığı bile kurutup gül bahçesi yapmak için çaba gerektiği gibi toplumu da güzelleştirmek için yine çaba gerekmektedir.

Boş bırakılan ovayı yılan ve akreplerin kapladığı gibi boş bırakılan toplumu da yılandan daha zehirli fikirler ve insanlar kaplamaktadır.

Bedir ve Uhud, maddeten bitse de manen devam etmektedir. Öyleyse hizmet nöbeti de devam etmektedir.

Savaşlara dikkat edersek cephede olanlar savaşıyor, evde kalanlar ise saldırganlar tarafından hunharca katlediliyorlar.

Günümüzde mademki sıcak veya soğuk saldırı eksik olmadığına göre her müminin canı, malı ve dili ile farklı cephelerde mücadele etmesi şart oluyor. Buna karşı çalışmayan demirin paslanması, tuzsuz derinin kurtlanması ve dışarıda bırakılan yoğurdun ekşimesi gibi hareketlilik dışında kalanlar da kokuşmaya mahkûm oluyorlar.

Kötüler kötülükte bir araya gelirken iyiler, iyilikte bir araya gelmezse, gelenleri de engellerse düşmanlık olarak yeter de artar bile derken aşağıdaki ayete bir kez daha dikkatle bakmamız gerekiyor.

 

Rad 11- Muhakkak ki Allah bir topluma verdiği nimeti, onlar, kendilerindeki iyi hali fenalığa çevirmedikçe bozmaz. Bir topluma da Allah bir kötülük diledi mi, artık onun geri çevrilmesine hiç bir çare yoktur. O toplum için (kendilerine yardım edecek) Allah’tan başka bir yardımcı da yoktur.