KONUYU OKU
ARAŞTIRMALAR (GÜNCEL KONULAR)
34- İşci Bayramının Düşündürdükleri

İŞCİ BAYRAMI’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Beled 4- Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.

 

Her mümin çeşitli meşakkati veya sıkıntıyı, hayatın bir parçası olarak görmeli ve ona alışmalıdır. Yoksa sıkıntıyı dert yapan, onu büyüten bedbaht olabilir.

 

Zuhruf 32- Rabbinin rahmetini onlar mı bölüyorlar? Onların bu dünya hayatındaki geçim rızıklarını aralarında biz böldük. Bir kısmını da derecelerle diğerinin üstüne çıkardık ki bir kısmı bir kısmını tutup çalıştırsın (işinde kullansın ve kaynaşsınlar). Rabbinin rahmeti ise kâfirlerin (mal ve mülk olarak dünyada) toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.

 

Çalışmak kula, vermek ise Allah’a aittir. Çalışan da, çalıştıran da hak ve hukuka dikkat ederse aralarında mutlaka sevgi ve saygı oluşur. Nankörlerde de küstahlık oluşur.

 

Mutaffifin 1- Eksik ölçüp, tartanların vay haline! 2- Onlar, insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler. 3- Fakat insanlara (verilmek üzere) ölçtükleri yahut onlara tarttıkları zaman eksiltirler.

 

           

Her çalışan, her alan, her veren haram ve helal sınırını aşmamalıdır. Kim bu sınırları aşarsa zulmetmiş olur.

 

Şuara 183- Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

           

Ne emeği, ne de üretileni çeşitli oyunlarla, değerinden aşağı düşürülmemelidir. Kim düşürürse yine zulmetmiş olur.

 

Haşr 7- Allah’ın, peygamberine (kâfir) memleketler ahalisinden verdiği ganimet Allah için (Kâbe ve diğer mescitlerin tamiri için), Peygamber için, O’na yakın olan akraba için, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış kimseler içindir. (Bir rivayete göre de Allah’ın hissesi, Peygamberin hissesine dâhildir. Bu takdirde ganimet altı hisse değil de beş hisse itibar edilerek adları geçenlere birer sehim verilir.) Ta ki o mal, sizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın (bundan muhtaçlar da faydalansın). Peygamber size (ganimetten) ne verdi ise onu alın (ve emirlerini tutun). Size neyi yasak etti ise onu da almayın (yapma dediğini yapmayın). Allah’tan korkun çünkü Allah çok şiddetli azap sahibidir.

           

Bir ağacın su ihtiyacı, yaprakların ucuna kadar ulaştığı gibi Allah’ın nimetleri de mazlum ve miskinlere kadar ulaşmalıdır.

 

Necm 39- Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.

           

Her insana maddi ya da manevi emeğinin karşılığı verilmelidir. Bunu engellemek, Allah’ın verdiği nimeti engellemeye kalkmaktır.

 

Bakara 286- Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez…

 

            İnsanlara kapasitesinin üstünde sorumluluk verilmemelidir. Gücünün üstünde de çalıştırılmamalıdır.

 

Kasas 77- Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.

 

            Her mümin, dünya ve ahiret dengesini kurmakla sorumludur.

 

İnşirah 5- Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. 6- Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. 7- O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul. 8- Ancak Rabbine yönel.

            Her çalışan, ileri görüşlülük kazanarak bilmeli ki her zorluğun arkasında bir kolaylık ve rahatlık vardır. Bu nedenle sızlanmadan çalışmalıdır.

 

İbrahim 7- Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.

 

Her mümin, verilene şükretmeli ve nankörlük yapmamalıdır. Eğer yaparsa Allah’ın mahrumiyetinin çok şiddetli olacağını unutmamalıdır.

 

İŞÇİ BAYRAMINDA DÜŞÜNÜLMESİ GEREKEN NOKTALAR

 

İlk kez 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

 

1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago(Şikago)'da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil'de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştı.

 

Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 1889`da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü " olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi.

 

Osmanlı Devleti döneminde

İşçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanik'ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.

 

Türkiye'de İşçi Bayramı

2008 Nisan'ında, 1 Mayıs'ın "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edildi.

2009 Nisan'ında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen önergeden sonra 1981'den sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edildi ve Taksim'e çıkılmasına izin verildi.

 

Hikmet sahipleri diyorlar ki:

1- İnsan işini sevmeli, işinde istikrarlı olmalı, olur olmaza işinden yakınmamalıdır.

2- Hayatında dürüstlüğe, işinde de kaliteye dikkat etmelidir.

3- İşin başında haksızlığa uğruyorum diye değil de hak edebiliyor muyum? diye Allah’a vereceği hesabı düşünerek çalışmalıdır.

4- Basit işlere ve kusurlara kızanlar, büyük işleri başaramazlar.

5- İnsanın bayramı kusur işlemediği gün olduğu gibi çalışma hayatında da kusur yapılmıyor, kazanılıyor ve şükrediliyorsa bayram var demektir.

6- Gelirini, giderini ayarlayan muhtaç olmaz. Olsa da feveran etmez.

7- Aç gözlü insan her an elindekini de kaybedebilir.

8- Sen işine iyi bakarsan işin de sana iyi bakar.

9- Kanaatkâr insan pek acıkmaz ama haris (açgözlü) insan da her istediğini alıp yese de pek doymaz.

10- Zühd ve takva ağaç olsa idi, kökü kanaat, meyvesi de rahatlık olurdu.

11- Damlaya damlaya kuyu dolsa da bakmaya-bakmaya kurur çöl olur.

12- Birin kıymetini bilen binleri bulabilir yoksa hiç olur.

13- Kanaatkârlık izzet ve itibara, hırs ve tamah da zillete götürür.

14- İflasların temelinde genellikle kanaatsizlik vardır çünkü kanaatkâr insan iflas etmez.

15- Bugünün işini yarına bırakmamalı çünkü yarının da kendine göre işi vardır.

16- Kendi işinin efendisi olmayanlar başkasının hizmetçisi olabilirler.

17- Eğer bir işi kendin yapabiliyorsan başkasına yaptırmamalısın.

18- Bir işte ölçü ve düzen varsa sonunda mutlaka başarı da vardır.

19- Bir insandan iş ve ekmek bekliyorsanız onu örselememelisiniz.

20- Hayırlı zengine, fabrika ve makinelere düşman olmamalı çünkü kovanı taşlarsanız balı dışarı akar.

21- Kusursuz iş beklemek bazen hiç beklememiş gibi olur.

22- Hayat, sıradan kalabalıklardan farklı ve kendisine hazırlıklı olana gülümser.

23- Ne ilim, ne de meslek edinmeyenlerin, iş bulamıyorum demesi ne kadar çelişkili ve acıklıdır.

24- Bir makine, elli insanın yapamayacağını yapabilir. Ama bir maharetli insanın yaptığını elli makine yapamaz.

25- Bir işi bitirmek istiyorsanız siz gitmelisiniz, istemiyorsanız başkasını göndermelisiniz.

26- Tembellik ve ihmallik iki yakayı bir araya getirmez.

27- Tembellik daima utanç ve sıkıntı getirirken, çalışma da ekmek ve şerefi artırır.

28- İnsanın konuşmasına değil de daima işine bakmalıdır.

29- Çalışmak hem stresten, hem kötülükten, hem de insanı başkasına el açmaktan kurtarır.

30- Herkes kendi üzerine düşen işi görürse toplum motor gibi düzgün ilerler.

31- İşi çok olanlar, başıboşluğa ve yakınmaya zaman bulamazlar.

32- Küçük işlere takılanlar büyük işlere başlayamazlar.

33- İşinin tutsağı olanlar başkasına tutsak olmazlar.

34- Adama iş değil de işe göre adam aranmalı, tıpkı bal üretimi için sineğin değil de arının aranması gibi.

35- İş de dürüstlük, malzemede de kalite şarttır.

36- Vakit ve imkân yok ise büyük işlere girilmemelidir.

37- Kıymetli taşın yerde kalmadığı gibi maharetli insanlar da boşta kalmazlar.

38- Ferdi gayret evi, toplumsal gayret vatanı ayakta tutar.

39- Bir insanın yenilgisi ona çaresizlik değil kamçı olmalıdır. Çünkü zafere hep çiçekli yollardan gidilmez.

40- Bir işte neşe ve eğlence ruhu var ise başarı da vardır ama yalnız eğlence olursa iş de, aş da olmaz.

41- Aşırı zarar edenler gibi aşırı kar getirenler de Romalılar gibi her an batabilirler.

42- Bir toplumda; işveren, para, işçi, hammadde, bilgi ve pazar olmazsa üretim mümkün değildir. Öyleyse bunlara önem vermelidir.

            43- Var mı hünerin,

Olur, her yerde yerin,

            Yok mu hünerin?

Yoktur hiçbir yerde yerin.  Acıda olsa bu gerçeği bilmelidir.

 

İşçi bayramı bağırmak, yakıp yıkmak ile olmaz. Böyle olursa düşmanın yapacağını yapmış olur. Bayram olabilmesi için az emekle daha çok üretim nasıl yapılabilir? Milli gelir nasıl arttırılabilir? İleri milletler seviyesine nasıl çıkılabilir? diye eğitici filmler, konferanslar ve etkinlikler yapmak ve mutluluk dağıtmakla kutlanır. Çünkü aklı kullanmak, hünerlilik azizliğe, hünersizlik rezilliğe götürmektedir.

 

Çalışmayanlar durgun suya benzemekte, kirlenmekte ve bozulmaktadır. Hâlbuki insan başarıları ile değer kazanır.

 

İnsanı erken ihtiyarlatan faktörlerden biri de tembellik ve işsizliktir. Hatta tembellik insanı esirden farksız yapar ve yalnızlığa iter. Tembellik kul hakkına karşı bazen haksızlık, bazen de hırsızlık gibidir.

 

Mutlu ve sağlıklı olmanın yolu çok zenginlik ve çok tüketimde değil, akıllı, mantıklı ve sade yaşamakla mümkündür. Çünkü çok yemek hastalıklara davetiye çıkartmaktadır. Eğer mutluluk yalnız bollukta olsa idi bol çayırlara kavuşan büyük baş hayvanlarda olurdu.

 

Her kötülük yalnız fakirlikten gelse idi o zaman genellikle fakirlerin ahlaksız, hırsız ve hayâsız olması gerekirdi. Hâlbuki imanlı, fakir ve dürüst insanlar çoğunluktadır.

 

Yukarıdaki verilere bakarak kendimizi iyi sorgulamalıyız. Biz tutumlu bir İslam ahlakını mı yoksa savurgan bir kapitalist hayatımı yaşıyoruz?

           

Tarihe bakarsak

1- Mısır piramitlerinde otuz bin işçinin insanlık dışı şartlarda çalıştırıldığını,

2- Cahiliye döneminde kölelerin pazarlarda satıldığını,

3- Avrupa ve Amerika’da sömürgecilik döneminde Afrika’dan binlerce zenci getirerek köle olarak çalıştırıldığını,

4- Amerikanın genellikle Kızılderilileri imha ettiğini,

5- Batıda serf, Hindistan’da paryaların yine köle olarak çalıştırıldığını görürüz.

Bu hallere düşmemek için çok çalışmalıyız.

 

Sonuç olarak

Bunları düşünerek toplumda alt tabakadan ortaya, orta tabakadan üst tabakaya, yalnız ekonomik yönden değil kültürel bakımlardan da yükselmenin yollarını aramalıdır. Çünkü 1965 yıllarından sonra Avrupa’ya işçi olarak giden ailelerin çocuklarından birçoğu işveren olabilmiştir. Bunları kutlamalı ve örnek almalıdır.