KONUYU OKU
24. ÇOK ÇALIŞMA ZORUNLULUĞU
Ekonomi Ve Psikoloji İlişkisi

ÇOK ÇALIŞMA ZORUNLULUĞUNUN ARKA PLANI

 

Neden çok çalışma zorunluluğumuz var? dersek;

1) Kâfirlere karşı onurlu yaşamak ve insanlığa önder ve örnek olmak için,

2) Veren el olmak ve hayırda önde gitmek için,

3) Tebliğ giderlerini karşılamak için vs.

 

A) EKONOMİ VE PSİKOLOJİ İLİŞKİSİ

 

1) Ekonomik durumun iyileşmesi insanın;

      a) Hem psikolojik, hem sosyal, hem de kültürel yönünü,

      b) Hem de yerleşim bölgelerinin görünümünü etkilemektedir.

 

2) Her canlı;

      a) Yaşam mücadelesi vermektedir,

      b) Her canlının yaşaması için de beslenme ve barınma ihtiyaçları karşılanmalıdır,

      c) Eğer bu mücadelede insan başarısız ise sıkıntı ve stres, başarılı ise zevk ve mutluluk duyar.

 

3) Ekonomi ve psikoloji ilgisinde;

      a) Empatik yaklaşım geliştirilmeli,

      b) Karşıdaki insan ne düşünmekte, ne istemekte, neye sevinmekte, neye üzülmekte olduğu doğru olarak tespit edilmeli,

      c) Normal şartlarda yeraltı ve yerüstü kaynakları ile tabiat şartlarının ekonomiye canlılık verdiği, bazı şartlarda ise ekonomi ve teknolojinin ihtiyaca göre yerleşim bölgelerine ve gerekse tabiata müdahale ederek bir noktaya kadar düzenleme yaparak şekil verildiği bilinmektedir,

      d) Örneğin kıyılar balıkçılığa, dağlar hayvancılığa, ovalar tarıma, maden bölgeleri de sanayiye itmektedir ancak bütün bunlar da bilgi ve teknolojik ihtiyaçların zorlamasıyla mümkün olmaktadır.

      e) İleri şartlarda da bilgi üretime dönüşmektedir, bu nedenle dağları, çölleri, bataklıkları ıslah ederek, yerine göre denizleri bile belli ölçüde üretime kazandırılmalıdır.

 

4) Diğer yönden eğer başarılı bir iş adamı olmak istiyorsak;

      a) Somurtkanlığı yenmeli ve gülümsemenin önemini bilmeliyiz,

      b) Güven vererek çok iyi bir pazarlamacı olmalıyız ve tebessümü de sermayeye katmalıyız,

      c) Müşterinin parasını kazanırken gönlünü de kazanmalıyız,

      d) Bu da ancak dürüstlük, olgunluk, kusursuz ve kaliteli mal satmakla elde edilir.

 

5) Malı pazarlarken;

      a) Hileden uzak ve çok aktif bir satıcı gibi olmalı;

      b) Fakat bir haftada tüketilecek ihtiyaçları reklamla bir günde tüketen modernist ve müsrif bir hale dönüşmemeli,

      c) Aksine bir maldan daha uzun süreli ve daha iyi nasıl yararlanılacağı, nasıl daha iktisatlı kullanılacağı öğretilmelidir.

 

6) İş hayatında işveren tecrübe sahibi olmalı;

      a) Takdir ve övgünün işi hızlandırdığını, eleştirinin ise yavaşlattığını, haklı da olsa sürtüşmelerin, kavgaların işi tükettiğini,

      b) Gelirden çok masrafın çarkı geri dönderdiğini,

      c) Borç alanın severek aldığını ve ödeme zamanı gelince ödemediği ve hatırlatıldığında da yüzünü ekşiterek vereceğini,

      d) Bu yetmiyormuş gibi veresiye vermesinden ötürü peşin alışveriş yapacak müşteriye mal bulamayarak daha da sıkıntıya gireceğini,

      e) Ucuz satıp her alışta fark verenin de sermayesi azaldıkça dostlarının da azalacağını önceden bilmelidir.

 

7) İşveren iyi bir üretim ve başarı istiyorsa;

      a) İşe başlarken besmele çekmeli, gururdan kaçınmalı ki işi paylaşan ve yüke el uzatan çok olsun,

      b) Rahman sıfatı ile ahlaklanmalı ve buna göre de asgari ücretten kaçınarak her çalışana hakkını vermeli,

      c) En küçüğünden en büyüğüne kadar personeli ile insani ilişkiler içinde olmalı,

      d) İş hayatında kurum ciddiyeti kazandırılmalı ve hiçbir keyfiliğe yer vermemeli,

      e) Gerektiğinde personelle teke tek iletişim kurmalı,

      f) Karşılıklı memnuniyet oluşturarak stres verecek tüm sorunlar giderilmeli,

      g) Kusurlarını gördüğü kadar başarılı yönlerini de görebilmeli ve ödüllendirmeli,

      h) Daima içi sevgi ve dışı disiplinli, ağaç gibi kararlı, dürüstlükle ün yapmış biri olmalı,

      ı) İşlerinin çokluğuna rağmen akraba ve arkadaşlarını ihmal etmemeli,

      i) Çalıştırdığı işçinin üretimine karşılık barınma, beslenme, sağlık, servis ve tatil yardımı ile yakından ilgilenerek, yaşam seviyesini yükselterek daha aktif ve üretkenliği sağlamalı,

      j) Yüksek ücretle çalışan donanımlı personelin ücretinin karşılığını fazlasıyla kazandıracağını,

      k) Düşük ücretle çalışan vasıfsız personelin ise her geçen gün başarısızlığı nedeniyle giderleri veya zararı arttıracağını, üstelik yük olacağını unutmamalıdır.

      l) Vasıfsız işçilerin çokluğu ve cehaletleri nedeniyle;

                  a) Önce överek, yalvararak veya ağlayarak işe başladıklarını,

                  b) İşi garanti olunca da ücretini azımsayarak, eleştirerek ve işverene bazen küfür ederek yemeğe oturabileceklerini asla unutmamalıdır.

 

8) İş yeri ister fabrika, ister mağaza, ister okul, ister tamirhane olsun;

      a) Temiz ve estetik olmalı,

      b) Aydınlığı iyi ayarlanmalı,

      c) Güzel bir oturma yeri olmalı,

      d) İş yerinde fuhuş, alkol veya başka nahoş olay ve pis kokular görülmemeli, bunlar oldukça iş yeri de yok olur.

      e) İş yeri istikrarlı bir şekilde açık tutulmalı, erken açıp geç kapatılmalı,

      f) Çalışanlarda güler yüzlü olmalıdır.

 

9) İşveren ve elemanı karşılıklı olarak;

      a) Sevmeli, sevilmeli ve daima sorumluluk yüklenmeli,    

b) Satıcı veya yönetici bakımlı olmalı ama çok çarpıcı olmamalı,

c) Her gelene mutlaka hoş geldin demeli, mümkünse ikramda bulunmalı,

d) İş yerinde görünür bir yerde yemek yememeli,

e) Bir yere yaslanarak müşteri ile konuşmamalı,

f) Müşteriye daha önce gelip giden müşterileri şikayet etmemeli,

g) Irka, dine ve mezhebe dayalı şakalar yapmamalı,

h) Küfürlü ve müstehcen sözler konuşmamalı,

ı) Dini ve politik tartışmalar yapmamalı,

i) Kaliteye önem verip malın kusuru varsa mutlaka göstermeli,

j) Fiyat söylerken herhalde kelimesini kullanmamalı, aksine ortak bir fiyat söylemeli,

k) Müşteriyi mahcup edecek söz ve hareketten kaçınmalı,

l) Pahalıcı ve hileci damgası yememeli,

m) İstenen mallar bulundurulmalı ve asla yok veya bitti kelimesini kullanmamalı,

n) Alışverişte yemin etmemeli,

o) Alışverişte ve siparişte verdiği söze iş sahibi harfiyen uymalı,

ö) Bir örnek verirsek yan yana iki fırın olsun ikisi de estetiğe, kaliteye ve güler yüze dikkat ettikçe ikisi de başarılı olur, ama hangisi geride kalırsa yani ekmeği iyi pişirmez ve susam atmazsa işi de geride kalır.

p) İşyerinde her şeyi denedik, müşteri beğenmiyor, istenilenler çok masraflı, çok zaman istiyor, bizim tarzımıza uymuyor, yani yapamıyoruz diyerek üretkenliği öldürmemelidir.

           

10) İş yerinin vitrininde;

      a) Devren kiralıktır,

      b) Tasfiye nedeniyle zararına satışlar,

      c) Satılan mal geri alınmaz veya değiştirilemez,

      d) İşi olmayan giremez,

      e) Samimiyete güvenerek oturma, kovulursan darılma,

      f) Pazarlıksız satış yapılır,

      g) Hocanın yeri gibi yazılar kullanmak; iticilik oluşturacağından ticaretin gerilemesine sebep olur.

 

11) Müşteri kalbinin;

      a) Tüy gibi hassas olduğu bilinmeli,

      b) Kusursuz ve hilesiz satış yapmalı,

      c) Tahsilât ve ödeme zorluğu çekeceği şekilde bir işe girişmemelidir.

 

12) İş sahibi zayıf görünmemeli ve krizden söz etmemeli;

      a) Kriz sözü insanları karamsarlığa iteceğinden,

      b) Alacak adama malı aldırmayacağından,

      c) Malın alışverişini yavaşlatacağından,

      d) Böylece iş hayatını daha da durgunlaştıracağından,

      e) Kriz kelimesini iş hayatında asla kullanmamalıdır.

 

13) Kar elde etmek isteyen herkes;

      a) İşi veya mesleği kadar; alışveriş anında karşıdaki insanın psikolojik durumunu bilmeli,

      b) Havanın sıcak, nemli veya soğuk olmasında neye nasıl tepki göstereceklerini önceden tahmin etmelidir. 

 

14) İş yerinde çalışan herkes bilmeli ki zamanında toplanmayan meyve dalından düşerek hem yerini hem de maddi değerini kaybeder. Bu iş hayatında da böyledir. 

 

15) Bir iş yerinde herkes;

      a) İşe veya bir sorunun çözümüne elini uzatmalı, çünkü akmayan su bile kokmaktadır,

      b) Yapamam, edemem, o benim işim değil dememeli, öğrenmeli yoksa biter,

      c) Bir sorunun çözümünde yer almayanların da birer sorun olduğu unutulmamalıdır.

 

16) Güçlü olmak isteyen herkes;

      a) Bedenen yıpranmamak için daima çalışabileceği yaşa kadar çalışmalı,

      b) Yatırımcı bir kişilik kazanmalı,

      c) İnsan kaynaklarını iyi bir şekilde istihdam etmeli,

      d) İş hayatında kalp kırarak başarılı bir iş yürütmenin mümkün olmadığını bilmeli,

      e) İnsanların arkasından mırıldanmamalı,

      f) Elamanını görmezden gelerek pasifleştirmemeli aksine çalıştırdığı bu insanı yüceltmeli ve çalışma azmini artırmalı elinden kaçırmamalı ama rüşvete de alıştırmamalı,

      g) Ne kadar büyük olursa olsun rakip olan yerli ve yabancı şirketlere karşı rekabet yapabilmelidir. Bunun için devlet elektrik, akaryakıt, sigorta ve bağ kur primleri ve vergiyi düşük tutmalıdır. Yoksa iç sermaye biter, dış sermaye de kaçar gider.

 

17) Şirket veya toplum yönetiminde;

      a) Güç veya siyasi iktidar sahibi olmak yetmemektedir,

      b) Eğer kendisini oraya taşıyanları küstürerek itibarsızlaştırırsa kendisi de itibarsızlaşır, ama onları yüceltirse yeniden puan toplayarak kendisi de yücelecektir.

 

18) Başarmak isteyen, dikey bir kişilik geliştirerek, dikey sanayi ile;

      a) Seyyar ise mağaza, sonra şirket, sonra da holdingleşmeye,

      b) Öğrenci ise memurluğa, sonra amirliğe, sonra müdürlüğe, sonra da genel müdürlüğe gitmenin yollarını aramalıdır.

 

19) Aydın ve üretken olmak isteyenler çalışırken;

      a) Hayatın gerçeklerini görerek çalışmalı,

      b) Ekonomik hayatı coşkun akan bir nehre benzetmeli,

      c) Bu selden geçmenin yollarını aramalı ama hak etmediğini de istememeli,

      d) Çok çalışmalı çünkü beyin, boş yerlerde değil çok yoğun bir çalışmanın içinde gelişir.

      e) Daha üretken olmak için daima başka fikir, başka seçenek aramalı, neden böyle yaptık?, nasıl geliştirebiliriz? diye sorgulamalı, fikir verenlere de teşekkür etmelidir.

 

20) Yöneticiler toplumdaki;

      a) Alt tabakanın el emeğinden başka sermayesi olmayan,

      b) Orta tabakanın tahsil veya meslek sahibi olduğunu ve ihtiyaçlarını normal karşılayabilen,

      c) Üst tabakanın ise holdingler ve çok büyük gelir sahipleri olduğunu bilmeli,

      d) Plan ve yatırımlarla alt tabakayı ortaya, bazı orta tabakayı da üst tabakaya çekmenin yollarını aramalıdırlar.

 

21) İş sahipleri dostça ilişkileri ve diyalogu artırarak her zaman kendini tercih ettirebilmelidir. 

 

22) Gelişmenin yolu;

      a) Adama iş değil, işe ehil adam bulmakla başlar,

      b) Adama iş bulursanız her geçen gün gerilersiniz ama işe ehil adam bulursanız sürekli ilerleyebilirsiniz,

      c) Bunun için işi ehline verip, görevi tam yaparsanız torpile lüzum kalmaz.

      d) Torpil ise gereği gibi işlerin yapılmadığı yerlerde yayılmaktadır.

 

23) Yaşam sürecinde;

      a) Çalışanların çoğunluğu kazandığı ve sahip olduğu şeyleri az buluyor ama bunu ben hak ediyor muyum? Diye sorgulamıyorsa,

      b) Gelecek endişesi ve açlık korkusu insanları kişiliksiz ve yardakçı yapıyorsa,

      c) Herkes bilmeli ki bunu düzeltmeye çalışmadan ve iyi vatandaş oluşturmadan mutlu bir toplum oluşturulamaz.

 

24) Toplumu geliştirmek için;

      a) Önce iyi niyetli olmalı, anlatılanlar doğru algılanmalı,

      b) Algılananlar da doğru düşünmeli ve doğru ifade edilebilmelidir,

      c) Eğer kaliteyi değil de basit bir mal alırken bile tüccarı, ayakkabı boyatırken boyacıyı, yemek yerken garsonu rencide ediyorsak burada medeniyetten söz edemeyiz.

 

25) Toplumları şekillendiren ve değiştirenlerin;

      a) Ya kültürel alanda,

      b) Ya ekonomik alanda,

      c) Ya da savaş alanında kahramanlaşmış ya da öyle tanınmış kişiler olduğu bilinmelidir.

      d) Zira kazandıkça çevre artar, kaybettikçe çevrede kaybolur hatta düşman bile olur.

 

26) Toplum ekonomik ve kültürel bakımdan gelişmedikçe;

      a) Büyük toplum olamayacak ve kör bir kalabalık kuvvet olmaktan ileriye gidemeyecektir.

      b) Bu nedenle ilahiyatla mühendisliği sentez yapılmalıdır. Eğer biri eksik olursa istenen hedefe ulaşılamaz.

 

27) İslam ülkeleri zengin kaynaklarına rağmen;

      a) Batı karşısındaki ezikliği, gerilik ve tembelliği İslam’ a leke olmaktadır.

      b) Oysa 2. Dünya Savaşı’ nda mağlup olmalarına rağmen Almanya ve Japonya derin kültürleri, teknolojileri, birikimleri ve yeterli personelleri ve kendilerine olan güvenlerinden dolayı sömürge olmayıp kısa dönemde zararlarını telafi yaparak tekrar süper güç olmuşlardır. Yani bu güçler yamacı geçerek her türlü tedbirlerini almışlardır. Onlar hızlı biz yavaş gittikçe mesafe artmaya devam edecektir.

 

28) İslam coğrafyası bu mesafeyi kapatabilmek için;

      a) Önce başaracağına inanmalı ve aşağılık kompleksini yenmeli,

      b) Kendilerine hedefler koymalı,

      c) Bunun için planlar yapmalı,

      d) Onlardan daha çok çalışmalı,

      e) Ve bir gün onlarla rekabet edebilecek ve geçecek güce ulaşmalıdırlar.

 

29) İş hayatında;

      a) Başıboşluk hiç olmamalı yoksa kötülüğe zemin hazırlar,

      b) Yinelersek Allah’ ın her çalışana hakkını verdiği için Rahman sıfatı bilinci ile hareket etmeli ve herkese hakkı verilmeli,

      c) Çalışma ve adalet gerekirken yanlış anlaşılan merhamet duygusu bazen suiistimal ve ihanet getirmektedir,

      d) Oysa merhamet öncelikle iyilikte ve infakta gereklidir,

      e) İş hayatında tolerans daima istenmeyen sonuçlar oluşturur.

 

30) Yaşadığımız ortamda iyi bir sonuç almak için;

      a) Her önemli aracı ve imkânı sağlayarak çalışmalı ve ortamı en gelişmiş bir şekle sokmalı,

      b) Olmuyorsa en gelişmiş bir ortama gitmeli yoksa yerini bulamayan kişi yetenekli de olsa başarısız görünür.

      c) Her şeye rağmen ister işveren, ister işçi önce insan olabilmeli ve hiçbir çıkarı; insan onuru ve değeri üzerine çıkarmamalıdır.

 

31) Özetlersek işveren üretimi ve hizmeti artırmak için kurs, lojman, yemek, sağlık ve ulaşım servisleri ile çalışanın memnuniyetini kazanmalı, azmini arttırmalı, çalışan da işyerini kazandırarak hem kendini hem de işvereni memnun etmelidir. Bu olmazsa çalışan ilk fırsatta yerini değiştirmek isteyecek, sonuçta yeri değişen ağaç gibi verimsiz olacaktır.

 

Sonuç olarak hayat daima hazırlıklı olana gülümsediği için insan hem tahsilli, hem meslek sahibi, hem de duyarlı olmalıdır.

 

Çünkü Mülk 2 / 561’ e göre “ Hanginizin amelinin daha güzel olduğunu denemek için hayatı ve ölümü yaratan odur… “ ayetinden esinlenerek;

 

1) Hem ibadette, hem bilimde, hem teknikte, hem sanatta en iyi olmanın yollarını aramalı, mümkünse bir iş yeri edinmeli,

2) Öz diyarında azınlık durumuna düşmemeli,

3) Azgın at gibi koşan enflasyonu kontrole alabilmeli,

4) Düşmanını bile müşteri yapabilmeli,

5) Kimseyi enayi yerine koymamalı,

6) Zafere giden komutanın önde gitmesi gibi iş sahipleri de işinin başında olmalı ve hep başarıyı yakalamaya çalışmalıdır.

 

Önemli bir not:

Müslümanlar işe başlarken; “ Bana bir hırka ve bir lokma yeter. “ dememeli ve önünü hiçbir zaman tıkamamalıdır aksine çok çalışarak, çok kazanarak ve kazandıklarını ihtiyaç sahiplerine infak ettikten sonra işin sonunda ancak kendisine yetecek kadar bir lokma ve hırka bırakmalı ve ahirete fazla hesap bırakmamalıdır.

Unutulmamalı ki;

a) 19. yy. da Batı’ nın sanayi devrimi tüm İslam ülkelerinin başını döndürmüştü, ama artık dünya global bir çarşı veya süpermarket haline geliyor, başarısızlığın yerini hiçbir mazeret dolduramıyor. Ama dünyada küreselleşme ile sanayi; ucuz işçilik ve ucuz hammadde olan yere kaymaya başladığı için artık fakir daha çok fakir, zengin de daha çok zengin olacapından dengeler değişmektedir. Bu nedenle Batı ve ABD pazarı da bu dengelemeyi kuramazsa şimdiki önemini kaybedebilir. Çünkü küresel ekonomik saldırıya karşıya karşı tedbir almayan ülkelerde yatırımlar durur hazırkiler de iflas eder. Ama dengeli ticaret kurulabilirse, barış gelişeceği için bunu iyi değerlendirmelidir.

b) Ekonominin seyrine bakarsak aktiflik gerektiren global dünyada ancak kaliteli malla ve altın personelle bir ekip oluşturabilenler, dolar yerine altın para ile rekabeti sürdürebilenler büyüyecektir. Büyük balık küçük balığı yuttuğu için zayıf kalanlar da bir noktaya kadar süper güçlerin yeni yemleri olabileceği düşünülmelidir.

c) Üretilen iş veya mal hileli ve kötü ise bir kere, kaliteli ise bin kere satış yaptırır, uzaktan bile müşteri getirir. Bunun için yeteneği ve doğruluğu, çok çalışmayı ve Allah’ a kulluğu da iş hayatına temel yapmalıdır.